1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu Paylaşıma Puan Vermek İster misin?)
Loading...

Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı Hakkında


Ahmet Hamdi Tanpınar  Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı Hakkında

Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı Hakkında? Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı içeriği ? Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kitabı Konu ve İçerik Bakımından İncelenmesi ?

 

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Dergah Yay. – 395 syf.

halbuki ben masalı olan bir adamdım.

Türk edebiyatının en öğretici ve eğlendirici yazarlarından biridir Ahmet Hamdi Tanpınar. Saatleri ayarlama enstitüsü de bu kıymetli yazarın en nadide eserlerinden biridir -ki hangisi öyle değildir ki aslında.

Roman içinde pek çok hikayeyi barındırmaktadır. Her karakterinden bir öykü çıkarmak pek alâ mümkündür. Roman 4 bölümden oluşmaktadır. “Büyük ümitler”, “Küçük hakikatler”, “Sabaha doğru”, “Her mevsimin bir sonu vardır”.

Her bölümde adeta Türkiyenin geçirdiği siyasi dönemlerden birinin içinde bulundurtmaktadır okuyucusunu yazar. Romanını Tanzimat öncesiyle başlatıp Cumhuriyetin ortalarında noktasını koymuştur. Ve bu süreci yani insanların saltanattan cumhuriyete, gelenekten moderniteye doğru evrilişinin hikayesini sunmaktadır sembolik ifadeler ile.

Kitabın ana karakteri Hayri İrdal’dır. Kendi halinde yaşayan , geçim derdi ile boğuşan, ne olduğuna ne olmak istediğine bir türlü karar verememiş lakin masalı olan bir adamdır Hayri İrdal. Tek ilgi alanı vardır, o da saatlerdir. Evlerinin daimi misafiri olan ve hatta ev halkından biri gibi olan ayaklı saat “ Mübarek” ile başlar bu ilgisi ve daha sonra yanında çalıştığı saatçi Nuri efendiden öğrendiği pek çok şey sayesinde devam eder.

Ve diğer önemli karakter Halit Ayarcı’dır romanda. Halit Ayarcı Hayri İrdal’ın aksine masalların değil realitenin adamıdır. Olmayacak şey yoktur, bir punduna getirdiğin vakit her şey mümkündür. Şarkıcı olmak için sesin ne önemi var ki, yeter ki şartlar müsait olsun der Halit Ayarcı ve tüm felsefesi bu çizgidedir.

Hayata adapte olmuş ve hayatı kendine değil kendini hayata uydurmuştur. Öyle olması gerekiyorsa öyle olmalıdır. Hakikatın ne önemi vardır ki. Ama bunlar Hayri İrdal’ın acem aşiran kafa yapısına hiç de uygun değildir.

Ama hayat Hayri İrdal gibileri değil Halit Ayarcı gibileri sevmektedir. Çok absürt bile olsa Saatleri Ayarlama Enstitüsü adında bir devlet kurumu açıp uluslararası bir nam salabilmektedir Halit Ayarcı .

Hayri İrdal ise bir yandan geçim derdi için bu saçmalığın içinde yer alıp bir yandan da ama bunlar çok saçma, neden bunları yapmak zorunda olayım mantalitesiyle hep hayal ettiği dünya ile gerçek dünya arasında sıkışıp kalmaktadır.

Hangimiz Hayri İrdal değiliz ki ya da Halit Ayarcı. Günümüzü anlatmıştır aslında Ahmet Hamdi Tanpınar yıllar öncesiden. Saçma sapan olan kurumlarımızı, dalga geçer gibi yürütülen işlerimizi, formalitelere boğulan hayatlarımızı. Sırf böyle olması lazım geldiği için yapılan şeyleri, çiğnenilen hakikatleri ve yitirilen masalları anlatmaktadır.

Ve bu anlatıdan birkaç alıntı ise şöyle:

“ Hakikatte bütün bu insanlar hakikat denen duvarın ötesine geçmek için birer delik bulmuş yaşıyorlardı.”

“ Benim hiçbir şeyim yok. sadece talihsizim. Başıma durmadan münasebetsiz işler gelir. Bu talihsizlik daha beni nereye kadar götürecek, bilmiyorum.

Bu sefer de başıma manasız bir iş geldi. lüzumsuz yere konuştum. Ağzımdan bir kelime çıktı. Onun etrafında bütün bir masal uydurdular. Mahvıma kadar gittiler. Ben maalesef kendim başladığım bir yalanın kurbanıyım.

Bunu nasıl yaptım? Niçin yaptım? Bilmiyorum. Fakat bu iş böyle… Bir gevezelik… Başka bir şey değil. Belki burada bütün insanlıkla birleşiyorum. Hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız.

Fakat benimki başka türlü oldu. Karımın, çocuklarımın hayatında, kendi hayatımda onun cezasını çekiyorum… anla beni! Bana insanlar yüklendiler, başka bir şey yok ortada…”

“ İçtimai şekilde bu hastalık hemen hepimizde var. Bakın etrafa, hep maziden şikayet ediyoruz, hepimiz onunla meşgulüz. Onu içinden değiştirmek istiyoruz.

Bunun manası nedir. Bir baba kompleksi değil mi?.. Büyük, küçük hepimiz onunla uğraşmıyor muyuz?.. Şu etilere, frikyalılara bilmem ne kavimlerine muhabbetimiz nedir? Baba kompleksinden başka bir şey mi?”

“ Her şeye, herkese sadece katlanıyordum. sokağa adımımı atar atmaz, kendimi bir yığın muvazaanın, gafletin esiri görüyordum ve bulunduğum yerden, yaptığım işten gayri her yer, bana erişilmez şekilde güzel ve harikulade görünüyordu.”
“ İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.”

“ Bazı insanların ömrü vakit kazanmakla geçer… Ben zamana, kendi zamanıma çelme atmakla yaşıyordum.”

“ Bir ayağımı öbürünün üstüne atıyorum ve etrafa kayıtsız kayıtsız bakıyorum. Belki de ben, kendim öyle yaptığımı sanıyorum. Belki de yüzüm karmakarışıktır. Çünkü siz de anladınız ya, o zamanlar ben bütün hayatını sırtında bir kambur gibi gezdiren o biçare insanlardandım.”

“ Hayat yürüyor, hayri bey… Siz kelimelerle zehirlenin durun, hayat her gün yeni bir şey keşfediyor.”

“ Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu; fakat rahatım. …Aşkın kötü tarafı, insanlara verdiği zevki önünde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde; fakat, daima ödersiniz… Hiçbir şey olmasa da bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz.”

İyi okumalar!

odevci.org sunar..

Tumblr

 

ozan

..

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir