1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu Paylaşıma Puan Vermek İster misin?)
Loading...

Aparlar Avarlar



Aparlar Avarlar

Aparlar Avarlar,  Aparlar Avarlar Nerede Yaşamışlardır? Aparlar (Avarlar) Kimdir? Aparlar (Avarlar) Kaç Yılında Nerede Yaşamışlardır? Aparlar ( Avarlar Hakkında Geniş Bilgi? Apar Tarihi? Avar Tarihi? Aparlar Makale? Avarlar Makalele? Aparlar (Avarlar) Kimdir? Aparlar (Avarlar) Nerede Yaşamışlardır? Aparlar Avarlar Hakkında Geniş Bilgi? Aparlar Avarlar Makale

Aparlar (Avarlar) Hakkında Geniş Bilgiyi sizler için araştırdık ve bu başlık altında birleştirdik bu makalemizde Aparlar (Avarlar) hakkındaki herşeyi öğreneceksiniz. İyi okumalar.

Avrupalı kaynaklarda Avar, Çin kaynaklarında Juan-Juan (Cücen), Slavlarca Abari ya da Obri, Göktürklerce ‘’Apar’’ (karşı koyan, direnen) olarak bilinen bu eski Türk kavminiñ M.S. 4. Yüzyıldan itibaren etkin rol oynadığını görüyoruz. 3. Yüzyılda Hunlarıñ tamamen (Devlet bazında M.Ö. 1. Yy’da çökmüş olsalar da kabileler hâlinde biraz daha direnmişlerdir) çöküşünden faydalanan Siyenpiler Orta Asya coğrafyasına bir müddet hâkim olmuş (3. Yy’dan 4. Yy’a tahminen 150 yıl) ancak onlar da gücünü kaybedince o zamana değin kabile hâlinde yaşayan Aparlar nihayetinde devletleşerek tarih sahnesine giriş yapmışlardır. Asya Apar Devleti [Cücen (Juan-Juan)] 6. Yüzyılda iyice güçsüzleşmiş ve Bumin Kağan tarafından bozguna uğratılarak yerlerini Göktürklere bırakmışlardır ve kendileri de batıya doğru göç etmek durumunda kalmışlardır. Batıya yönelen Aparlar bir süre Maveraünnehir coğrafyasında bekleyerek burada Akhunlarıñ (Eftalitler) devletleşmesine katkı sağlamıştır. Daha sonraları Hazar ve Aral’ın kuzey yakasına geçen Aparlar Avrupa’ya göç etmiş ve bu göç yolunda çevre kabilelerle etkileşime girip kaynaşmışlardır. Asya Aparları ile Avrupa Aparlarınıñ bir tutulmamasınıñ bir sebebi de budur. Türk tarihiniñ en karışık konularından biri olan Aparları şimdi beraber inceleyelim.

Hunlardan

sonra Avrupa’yı sarsan Türk kavmi olan Aparlar farklı kaynaklarda dillendirilmektedir. Bizanslı tarihçi Priskos 5. Yüzyılıñ ortalarında Aparlar daha Orta Asya’da iken Batı Sibirya’da Apar kavminden söz etmektedir. Yine Bizanslı bir tarihçi olan Zacharias Retor ise 550’li yıllarda batıda Aparlarıñ olduğunu belirtmiştir. Daha da eskiye gidecek olursak 1. Yüzyılda yaşayan Grek coğrafyacı Strabo’nuñ eserlerinde ‘’Abar-Noi’’ adı verilen kavim hakkında bilgiler verilmekte ve Grek efsaneleriyle harmanlayarak ‘’Abaris’’ olarak da geçtiği bilinmektedir ama bu zorlama bir iddiadır. Ancak önceleri Orta Asya’da yaşayan Aparlar ile Avrupa’ya göç eden Aparlar birbirinden zamanla ayrılmışlardır. Bununla ilgili olarak Simocatta ‘’Hakiki Avar ve Sahte Avar’’ ayrımını dahi yapmıştır. Simocatta’ya göre Sahte Avarlar, Batı Türkistan-Kuzey Kafkasya arası ve Don-İtil (Volga) nehirleri civarında Oğurlara komşu olarak yaşayan ve Bizans kaynaklarında (Menandros, 6. Yy sonlarında) ‘’Avar’’ adı ile anılan War-Khonlardır (Yâni Var ve Hun adlı iki kabile). Hakiki Avar olarak ise Çinlileriñ Juan-Juan (Cücen) olarak belirttiği Göktürkler tarafından mağlup edilen Avarları göstermiştir. Simocattes’in bu konu hakkındaki detaylı açıklamasını Chavannes naklediyor, Kâmuran Gürün’üñ betiğine (kitabına) aldığı açıklamayı aynen aktarıyorum:

‘’Bu hakiki Avarlarıñ yanında, Avar ismini haksız yere benimsemiş ve fakat bunu büyük zaferlere ulaştırmış başka bir grup vardır. Bunlar, Şarleman’a boyun eğene kadar Galya’yı başarıları ile çınlatan, Macaristan’a yerleşmiş meşhur Avarlardır. Bu sahte Avarlar, düşmanları olan Türklerden kaçmaktaydılar, 558 yılında Avrupa’da göründüler ve Alanlarıñ vasıtasıyla Bizans’tan yardım istediler. Bunlar Kafkasya civarına geldikleri zaman Kafkasya halkı onları, kendilerinden korkulan hakiki Avarlar sandı ve onlarıñ düşmanlığına uğramamak maksadıyla kendilerine zengin hediyeler verdi. Bu gelenler ise, kendileri bakımından pek yararlı olan söz konusu yanlışlığı düzeltmek için bir sebep görmediler. Bu sebeple ‘’Avar’’ ismi üzerlerine kaldı. Aslında bunlar ‘Ouar’ (Uar-Var-Avar) ve ‘Khoun’ (Hun) isimli iki Uygur boyuna mensupturlar. Müşterek isimleri ‘Ouarchonites’ (Uarhonit) idi.’’

552 yılında Göktürk Kağanı Bumin Kağan’dan ağır bir darbe yiyerek dağılan Asya Aparlarınıñ akıbeti Çinli kaynaklarda yazılıdır. Bir kısmı Çin’e, bir kısmı Tunguzlara sığınmıştır. Ancak garip bir şekilde Çin kaynaklarında Aparlarıñ (Juan-Juan) batıya göç ettiğini yazmaz. Kısacası Asya Aparları ile Avrupa Aparlarınıñ aynı olup olmadığı hâlâ tartışma konusudur ve aydınlatılamamıştır. Ancak yaygın bir kanı da batıya göç eden Aparlarıñ diğer kavimlerle karıştığı ‘’Avar’’ adının ise yalnızca siyasi anlamda devam ettiği yönündedir. Zira Avrupa’ya göç eden Aparlar oradaki diğer kavimlerle karışarak devletleşmiş ve ‘’Avar’’ adı etnik bir anlam olmaktan çıkıp siyası anlamda kendine vücut bulmuştur. Devlet yine bir Türk devleti olsa da içinde barınan Türkler (Aparlar) azınlık kalmış onlar da yerli kabilelerle kaynaşıp erimişlerdir. Avrupa Apar Kağanlığı’nın çekirdek unsurunu Türkler oluştursa da ordu Cermen ve Slav kabilelerinden toplama savaşçıları da ihtiva etmekteydi.

558 yılında Aparlar, Sabar hâkimiyetini kırıp Kafkaslara girmiş ve bölgede yaşayan İranlı Alanları idarelerine alarak güçlerine güç katmışlardır. Bizans’a elçi yollayıp para ve toprak istemişler ancak bu istekleri reddedilmiştir. Bunuñ üzerine Aparlar 562’de Bayan Kağan önderliğinde çevredeki Cermen ve Slav kabileleri müttefik edinerek Balkanları ele geçirmiş ve bağımsızlıklarını ilân etmişlerdir. 568’de Langobardlarıñ Kuzey İtalya’ya göç etmesi üzerine günümüz Macaristan toprakları üzerinde tam bir hâkimiyet sağlayan Aparlar Frank kralı Siegebert’i de mağlup ederek bu hâkimiyetlerini pekiştirmişlerdir. 582’lerde ise Aparlarıñ güneyinde bulunan Singidunum (Belgrad) ve Sirmium (Ezsek) gibi sınır şehir-kalelerini zapt ederek güçlerine güç katmışlardır. Aparlar 250 yıl boyunca as Avrupa ve Balkanlar üzerinde ciddi bir güç olmuştur.

Aparlarla ilgili incelenmesi gereken diğer bir husus ise yaptıkları Konstantinopolis (İstanbul) kuşatmaları olacaktır. Öyle ki Bizans hükümdarı İmparator Herakleos başşehri (İstanbul) terk edip Kartaca’ya (Günümüz Tunus) kaçmayı dahi düşünmüştür. 619 ve 626 yıllarında Aparlar tarafından İstanbul iki kere kuşatılmıştır. Kuşatmalar etkili olsa da istenilen neticeye varılamamıştır. Bu ise Aparlar için sonuñ başlangıcı olmuştur. Bu olaylarıñ ardından devletiñ gücü giderek zayıflamıştır.

Başta bulunan kağanın ölümüyle birlikte iyice otoritesini kaybeden Apar Kağanlığı bünyesinde barındırdığı Tuna Bulgarları, Hırvatlar, Slovenler ve Çekler gibi kabileler ayaklanmış ve devleti iyice sarsmıştır. 791’de Şarlman’ıñ (Charlemagne) ve onuñ oğlu olan Pepen’in 796’daki istilâlarıyla başkentlerini de kaybetmiş ve Apar Kağanlığı dağılma sürecine girmiştir. 805 yılında kesinkes dağılan Apar Kağanlığı yerli uluslarla karışıp asimile olmuş ve Kafkasya’da kurulan Avar Hanlığı dışında bir daha devletleşememişlerdir.

Kısacası, eskiden ormanlardan dışarı çıkmaya cesaret edemezken, Aparlar sayesinde savaşa alışan ve altın, gümüş, at sürüsü sahibi olan Slavlarıñ ve Germenleriñ Aparlarla etkileşime girip başka yerlere göç etmesi yolu ile günümüz Orta ve Doğu Avrupa etnik haritasınıñ Apar Kağanlığı tarafından çizildiği görülmektedir. Günümüzde Kafkasya’da yaşayan Avarların da onların torunları olduğu kabul edilmektedir. Özünde Kadim Türk inancını (Gök Teñri) benimseyen Aparlar 8. Yüzyılda Hıristiyanlığı benimsemiş ve kültür etkisiyle zamanla asimile olmuşlardır.Aparlar Avarlar

Bayan Kağan, Avrupa Apar Kağanlığı’nıñ ilk ve en önemli Kağanlarından biridir. 562-602 yılları arasında Kağanlığı idare eden ve devletleştiren Bayan Kağan sınırları doğuda Dinyester Nehri’nden batıda Kuzey İtalya’ya kadar genişletmiştir. Bunda Apar Kağanlığı’ndaki ordu sisteminiñ de etkisi büyüktür. Orduda zırhlı süvariler çoğunluktayken onlara okçu ve piyade birlikleri de destek sağlıyordu. Ordu yoğunlukla Türk unsurlardan oluşsa da civar kabilelerden de (Cermen, Slav) toplama askerler ihtiva ediyordu. Aparlar genelde kendilerine sonradan dahil olan grupları Kağanlığıñ sınırlarına yerleştiriyorlardı.

Böylece hudut güvenliği de sağlanmış oluyordu. Bu ordu sayesinde Aparlar istedikleri yerlere akınlar yapıyor, önemli ticaret yollarını ve pazar şehirlerini koruyorlardı ve böylece güçlerine güç katıyorlardı. Zira ordu, göçebe bir toplumuñ önemli bir gücüdür. 603 yılında Langobard Kralı Agilulf, Kremona ve Mantua şehirlerini işgalden kurtarmak için Apar Kağanı Bayan Kağan’dan yardım istemiş ve Bayan Kağan ise onlara yardım etmesi için Apar komutanı önderliğinde Slav birliklerini göndermişti.Aparlar Avarlar

Bu bağlamda Apar Kağanlığı içerisindeki Slavlarıñ savaşlarda ve seferlerde aktif bir rol oynadığını görebiliriz. Slavlar ise Apar ordusu içerisinde genelde piyade olarak görev almışlardır. Bazı Slav lehçelerinde Apar/Avar sözcüğünün ‘’Obor, Obri vs.’’ veyahut türevleri şekliyle ‘’Dev’’ manasına gelmesi bunu doğrular niteliktedir. Diğer bir Slav ulusu olan Hırvatlarda da aynı etki görülür. Hırvatlarıñ kullandığı ‘’Ban, Boyar vb.’’ gibi ünvanlar Aparlardan geçmiştir. Yunanistan’daki Navarino ve Arnavutluk’taki Antivari gibi şehir adları da onlarıñ günümüzdeki izleridir.

Bayan Kağan yönetiminde Apar Kağanlığı idari birimlere ayrılmıştır. Kağan’ıñ hanımı da (Katun) yönetimde söz sahibiydi. Kağanlık’ta Kağan’dan sonra gelen en ulu unvan Yugurrus (Yuğruş) idi. Kağanlığıñ Batı bölümünüñ idaresi Tudun’da, Güney bölümünüñ idaresi ise Tarkan’daydı. Avrupa’ya adım attıklarında göçebe olan Aparlarıñ 7. Yüzyıldan itibaren yerleşik yaşama geçme çabaları da olmuştur. Bayan Kağan’ın ömrünün sonlarına doğru Aparlarıñ Bizans tarafından Tisa Nehri civarında bozguna uğratılması onların Balkanlar içine yaptıkları akınları durdursa da II. Bayan Kağan, babasınıñ (Bayan Kağan) ölümünden sonra Kağanlığı toparlayarak Kuzey İtalya’da yaşayan Langobardları bozguna uğratmış ve şehirlerini yağmalamıştır.

Aparlarıñ ekonomisi genelde savaştan elde ettikleri ganimetler veyâ ticaret yollarından gelen altınlar üzerine kuruluydu. Dönemiñ tarihçileri tarafından zengin oldukları da yazılan Aparlarıñ yaşadığı topraklar üzerinde Bizans altınları da bulunmuştur. Yine o zamanıñ tarihçileri 796 yılında Frank Kralı Pepin tarafından Apar Kağanlığı’nıñ başkenti ele geçirilip yağmalandığı zaman kendi evlerine çok zengin hediyeler götürdüklerini yazar.

Arnavutluk’ta bulunan ve Aparlara ait olduğu anlaşılan Prostovats altın hazinesi de Aparlarıñ zenginliklerine bir örnektir. Sanatta gelişmiş olan Aparlarıñ müzik enstrümanları da yaptıkları bilinmektedir. 1933 yılında Macaristan’ıñ Szolnik iliniñ Janoshida kazasında bir Apar kurganınıñ içinde kaval bulunmuştur. Bir erkek iskeletiniñ el kemikleri arasında bulunan bu kaval çifte borulu olup ses delikleriniñ 2+5 şeklinde olduğu görülmüştür.

Buna benzer çifte kavallarıñ günümüzde Kafkasya ve özellikle Volga çevresinde yaşayan halklarca kullanıldığı bilinmektedir. Asya Türklerinden aldıkları ölü gömme âdetlerini Aparlar Avrupa’da da devam ettirmiştir. Aparlar ölüleriniñ kurganlarını yüzü doğuya bakacak şekilde ve kurgan zemini baştan ayağa doğru eğimli olacak şekilde hazırlardı. Büyük gördükleri nüfuzlu kişileriñ cansız bedenlerini ise önce bir deriye sarıp sonra bir lahit içine koyarak gömerlerdi. Bu kişileriñ kurganlarındaki eşyalarıñ da (elbise, kemer, zırh, kılıç vs.) Asya kökenli olduğu da anlaşılmaktadır. Bazı kurganlarıñ içiniñ altın eşyalarla dolu olduğu da bilinmektedir.Aparlar Avarlar

Bunlardan bazıları istilâlar sonucu yağmalandıysa da bazıları günümüze kadar ulaşabilmiştir. Çoğunluğu günümüz Macaristan toprakları üzerinde yer alan Apar kurganlarınıñ bazılarında ağır dökme eşya ile at takımları üzerine işlenmiş hayvan figürlerine rastlanılmıştır. Yine Hunlarda olduğu gibi Aparlarda da yüzük, kemer tokası, kılıç kını, metal elbise süsü, at koşumu takımları, mücevherler vs. gibi değerli süs eşyalarına rastlanılmıştır. Buluntularıñ birçoğu bugün Macaristan Millî Müzesi’nde sergilenmektedir.

Velhasıl kelâm Aparlar tarih sahnesine ilk çıktıklarına andan son göründükleri ana kadar her daim üzerinde durulması mühim bir konu olmuştur. Avrupa’da süren 250 yıllık egemenlikleri tüm Avrupa’yı tamamı ile tesiri altında bırakmıştır. Apar Kağanlığı ordusuyla, sanatı ve zanaatıyla, devlet yapılanması ve savaş taktikleriyle imrenilecek bir devlettir. Nitekim öyle olmuştur da. Slavlarıñ Doğu Avrupa ve Balkanlarda egemenlik kurması Aparlarıñ etkisidir.

Hakkında çok şey bilinmese de bilindiği kadarı dahi bizi büyülemeye ve Türk tarihiniñ daha fazla üstünde durmaya teşvik etmektedir. Yazıyı ulusumuzuñ önderi ve yurdumuzuñ kurtarıcısı olan Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’üñ Türk gençliğine ehemmiyet teşkil eden gayet anlamlı bir sözüyle noktalıyorum:

“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”

Teñri Türüküg közedzüñ yegedzüñ.

odevci.org sundu..

Kaynakça:

TEKİN, Arslan (2015), Türk’ün Tarihi, 3. Baskı, Kariyer Developer, İSTANBUL, s. 176-179

ÇETİNOĞLU, Oğuz (2015), Türklerin Muhteşem Tarihi, Bilgeoğuz Yayınları, İSTANBUL, s. 43

TAŞAĞIL, Ahmet (2015), Kök Tengri’nin Çocukları, 6. Baskı, Bilge Kültür Sanat Yayınları, İSTANBUL, s. 263-270

MERT, Yüksel, AÇIKGÖZ, Cengiz (2010), Allah’ın İşaret Ettiği İşte O Millet Büyük Türk Milleti, 12. Baskı, Tutku Yayınları, ANKARA, s. 81

GÜNGÖR, Erol (2011), Tarihte Türkler, 16. Baskı, Ötüken Neşriyat, İSTANBUL, s. 43-44

GÜRÜN, Kamuran (1984), Türkler ve Türk Devletleri Tarihi, Bilgi Yayınevi, ANKARA

İlgili Bağlantılar:

http://egeweb2.ege.edu.tr/tid/dosyalar/XXVI-1_2011/TIDXXVI-2011-05.pdf

http://www.turansam.org/makale.php?id=3394

https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=364116

https://ahmettasagil.files.wordpress.com/2010/10/avarlar1.pdf

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/106165

ozan

..

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir