1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu Paylaşıma Puan Vermek İster misin?)
Loading...

Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı

Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı

Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı nın içeriğini ve özeti www.odevci.org sunar.

Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı Özeti? Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı içeriği? Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı Eleştirisi ve Yorumu?

Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı

Dino Buzatti Tatar Çölü Kitabı

Tatar Çölü

Çev: Hülya Tufan

İletişim Yay. , 232 syf.

     […], bir akşam, Giovanni odasında uyuyordu. Yirmi iki ay, hiçbir yenilik getirmeksizin geçip gitmişti, o ise, yaşamın kendisine karşı özel bir hoşgörüsü olmalıymışcasına, bekleyişini kararlı bir biçimde sürdürmüştü. Halbuki yirmi iki ay uzundur, bir çok şey olabilir: Yirmi iki ay yeni ailelerin kurulması, çocukların doğması hatta konuşmaya başlaması, otların olduğu yerde kocaman bir evin yükselmesi, güzel  bir kadının yaşlanıp artık arzu edilmez hale gelmesi, bir hastalığın, en uzun hastalıklardan biri dahi olsa, harekete geçmesi (ki bu arada, insan, kaygısız yaşamaya devam eder), yavaş yavaş bedeni kemirmesi, bir süre duraklayıp iyileşme umudu vermesi, sonra daha da derinleşerek yeniden ortaya çıkıp son umutları kemirmesi için yeterlidir; yine de ölünün gömülüp, unutulmasına ve oğlunun yeniden gelmeye başlayıp, akşamları mezarlığın parmaklıkları boyunca saf, temiz kızlarla gezinmesine vakit kalacaktır.”

Giovanni bir İtalyan, bir subay. Genç, umut dolu. Ve insan.

Giovanni’nin de bizler gibi, o uzak Akdeniz ülkesinde geçirdiği uzun bir yaz misali bitmeyecekmiş izlenimi veren çocukluğu, yaz tatili sonunda şehre döndüğünde duyduğu bildik bir dost kokuyla tütsülenmiştir, kaygısızca yenen neşeli akşam yemekleriyle, serin sabahlarla doludur. Ve diğer taraftan kapalı pencereleri, ev ödevlerini, sabah temizliğini, hastalıkları, kavgaları da saklar çocukluk yılları. Uzundur, bitmezdir.  Sonra ilk gençlik yılları başlar sarhoş edici rüzgarlarıyla baharın. Okul sıralarında, neyi, ne amaçla öğrendiğini bilmeksizin, uzak, güzel, özgür yılların hayaliyle geçer. Yalnız başına, odasında ders çalışırken dışardan gelen şen kahkahaları duyarak iç çeker, hüzünlenir. Hep kaçırdığı birşeyler varmış gibi hisseder ama umutludur.

Hayatı boyunca, yazgısının onu diğer insanlardan bir adım öne taşıyacağı önsezisiyle yaşamıştır. Bu yüzden,  mezun olduğunda ilk atandığı Bastiani Kale’sinde, o kasvetli, karanlık, ıssız ve yalnızlık içindeki kalede yaşamayı, hayalindeki yaşamla bağdaştıramayıp oradan kaçmak istemiş ama nedendir bilmez –ister kader deyin ister kötü talih, ister alışkanlık-, bir daha oradan kurtulamamıştır. Çünkü gençtir ve hep genç kalacaktır. Kim bilebilir, belki de kader ona hakettiği şanı bu kalede bahşedecektir. Yüzyıllardır beklenen Tatarlar her an kaleye saldırabilir, Giovanni de gösterdiği üstün başarılarla Kral’ın teveccühüne mazhar olabilir. Ama o da ne?  Bazen  uzaktan geldiğini gördüğü bir at bile, hep hayalini kurduğu düşman saldırısının habercisi olur korkusuyla, yerini kaygıya, titremelere bırakır. Cesaret, değişime varsan, vardır.

Belki de çok kötü bir hastalığa yakalanmıştır Giovanni. Alışkanlık hastalığına. Rutin hayatı bozulmasın diye, hayellerin avutucu kucağında, uyuşukluk ve kokuşmuşluk içinde, “hakkı” olan güzel günleri beklemektedir. Ne de olsa ölüm en az ona yakışır, zaman uçsuz bucaksız bir çöl gibidir. Ne sakladığı, nerede bittiği bilinmez…Ve gurur! Kalede bulunuşunu, ona zor bir görev gibi yutturan gurur. Hep bir şeylere kılıf olan, kendi hayatını, kendi kararlarını, şahsiyetini şişiren, süsleyip püsleyen canım gurur.

Tatar Çölü’nü okurken, uzaktan kendi hayatınızı seyrediyormuşsunuz, tanıdık bir hayatı o satırları okurken canlandırıyormuşsunuz gibi olur. Çok gerçektir, soğuktur, taş gibidir. Beylik laflara, samimiyetsiz itiraflara, sulu aşklara yer yoktur.

Bir zamanlar hissettiğiniz ya da düşündüğünüz şeylerin nasıl bu kadar güzel ifade edildiğine şaşar kalırsınız. Yaralanırsınız da, gerçeklik karşısında. Ruhu inceden titreden güzelim ayrıntıların önemini,  daha iyi anlarsınız. Karanlık koridorlarda rutin aralıklarla duyulan su sesi; kalemin çıkardığı gıcırtı; albayın yakasındaki, yeni olduğu belli, elleriyle kapatmaya çalıştığı yağ lekesi; uçsuz bucaksız ovada, sessizliğin ortasında at kişnemesi; bir pencereyi kapatan, narin kadın elleri ve rüyaların, tüm gerçek dışılıklarına rağmen, uykudaki sıradanlığı..

Herşey o kadar gerçektir ki Giovanni için üzülür, kendini bu kısır döngüden kurtarsın diye soluğunuzu tutar, daha dikkatli çevirmeye başlarsınız sayfaları. Sonra ister istemez kendi hayatınıza çevrilir gözleriniz. Resimdeki benzerlikleri bulmaya çalışırken yakalarsınız kendinizi ve bu bazen pek de memnun edici sonuçlar doğurmayabilir. Ama şanslısınızdır siz. Giovanni’ye acırsınız, onun yerinde olsanız farklı davranacağınızdan eminsinizdir. Fakat o kadar emin olmamakta yarar vardır. Yok mudur?

İyi okumalar..

odevci.org sunar

 

Tumblr

ozan

..

You may also like...

1 Response

  1. ayten dedi ki:

    Okumak isteyenlere tavsiye edebilirim boş zaman değerlendirmek için ideal bir kitapdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir